Çin’in en zengin kadını Zhang Xin, SOHO ile servetini sıfırdan yarattı


Çocukluğu Pekin’in varoşlarında, genç kızlığı ise vardiyalı olarak günde 12 saat çalıştığı Hong Kong fabrikalarında geçti. 20 yaşına geldiğinde, Hong Kong pasaportu almaya hak kazandı ve İngiltere’ye uçak bileti alacak parayı biriktirdi. Aldığı burslarla önce Sussex’de üniversite eğitimini tamamladı, ardından da Cambridge’de yüksek lisans eğitimini bitirdi.

Çok çalışmakla geçen yirmi yılın ardından şimdi sadece Çin’in “servetini kendi başına oluşturmuş” en zengin kadını olarak değil, aynı zamanda dünyanın en zengin kadınlarından birisi olarak Çin Halk Cumhuriyeti’nin başkenti Pekin’de yaşıyor.

Forbes dergisi tarafından hazırlanan dünyanın “kendi servetini yapmış” ilk 10 kadını listesine giren Zhang Xin, gayrimenkul firması SOHO’nun CEO’su. Xin, büyümüş olduğu şehrin görüntüsünde büyük bir değişim yaratmış.

Süper zengin olarak etiketlenmeyi biraz ağır buluyorum

The Sunday Telegraph’da yer alan söyleşide Xin “Büyümeyi kademeli bir şekilde gerçekleştirdik. Ücretleri ve faturaları ödemekte çok zorlandığımız günler oldu. Zaman içerisinde borç içinde yüzen bir şirketi, maliyetlerini kontrol edebilir hale dönüştürdük” diyor.

The Telegraph’ta yer alan başka bir söyleşiyi gerçekleştiren gazeteci Peter Foster, Xin’in kendisinde servetiyle, kolundaki çantasıyla, arabasıyla gösteriş yapmaya çalışan bir kadından çok saygın bir orta sınıf kadını izlenimi yarattığını ifade ediyor. Yazısında Xin’in kolayca karşılayabileceği halde first class uçmadığını da sözlerine ekliyor. Xin ise, bunun ekonomik güç ile değil, farkındalık ve vicdan ile alakalı olduğunu ifade ediyor.

“Süper zengin kategorisinde yer almayı ve bu şekilde etiketlenmeyi biraz ağır buluyorum. Çünkü bizim kuşağımız ‘en azı’ ile yetinerek büyüdü. Yeni nesil için süper zengin olmak, muhteşem bir şey olabilir ama biz bu şekilde yetişmedik”diyen Xin, henüz 40’lı yaşlarında. Yani, 1966-76 yılları arasında yaşanmış Kültür Devrimi’nin ikinci yarısında dünyaya gelmiş.

Mao günlerini özlemiyorum ama onun kadını özgürleştirdiği bir gerçek

Xin, o günleri çok da keyifli hatırlamıyor. O günkü Pekin’i sıkıcı ve donuk bir şehir olarak ifade ediyor. “Binalar griydi ve herkes gri elbiseler giyiyordu. Gökyüzünün farkında değildik ve mavi gökyüzünün ruhumuz için önemini anlayamıyorduk” diyen Xin, Mao günlerini özlemle anan Çinlilerden değil. Ancak o dönemin en büyük etkisinin kendisi gibi kadınlar üzerinde olduğunu da vurgulamadan geçmiyor. “Mao, kadınları özgürleştirdi. Çin’in gücünün yarısının kadınlardan oluştuğunu ifade etti. O dönemde çalışmayan kadın yoktu. Biz, eşit ücret için çalışan anne ve babaların olduğu ailelerde büyüdük” diyor.

Hayatımda en büyük dönüşümü, eğitim gerçekleştirdi

İngiltere’ye gidişinden sonra Xin’in önünde yeni kapılar açılmaya başlamış. Yüksek lisansını yaparken Goldman Sachs’ta ilk işine yerleşmiş. Hayatında en büyük dönüşümü, eğitimin yarattığını vurguluyor. “Bugün geriye dönüp baktığımda, İngiltere’ye gitmeye ve orada eğitim almaya karar verdiğimde bütün hayatımı değiştirecek bir karar aldığımı görebiliyorum” diyor.

‘Birilerinin’ kızı ya da oğlu değildik

Xin, 1994 yılında kendisini Çin’e dönmeye hazır hissetmiş. Yeni ekonomik koşulların ve reformların sunduğu fırsatları analiz etmiş. Bir arkadaşının gayrimenkul sektörünü incelemesi yönündeki önerisi üzerine dikkatini bu alana yoğunlaştırmış. Bu süreçte, kendisinden de yoksul bir hayattan gelen, Pan Shiyi ile tanışmış ve tanıştıktan dört gün sonra evlenme teklifi almış. Daha sonra Pan Shiyi ile Soho’yu kuran Xin "Biz, ‘birilerinin’ kızı ya da oğlu değildik. Güçlü tanıdıklarımız da, bu tip ilişkiler geliştirmek için harcayacağımız vaktimiz de yoktu. Soho’nun başarısı, tamamıyla çok fazla çalışma ve vizyon ile ilgili” diyor. Sosyalleşmek için vakit ayırmadığını belirten Xin, 10 ve 11 yaşlarında iki erkek çocuk annesi. “Akşam saatlerinde ve haftasonlarında iş yemekleri yapmıyorum. Haftasonlarını çocuklarımın futbol maçlarına giderek veya onlarla bisiklete binerek geçiriyorum. Onlarla birlikte ödev yaptığımız zamanlar, bana iş dünyası dışında bir dünyanın olduğunu anımsatıyor” diyor.

Çin’de cinsiyet konusu, iki ayrı uç

Çin’de cinsiyetin iki uç noktası olduğunu ifade eden Xin, bu durumu şöyle ifade ediyor: “Eğer, Çin’in kırsalına giderseniz, ailelerin kız çocuk istemediğini görür ve hatta sokağa terkedilen kız çocuklarıyla ilgili korkunç hikayeler duyarsınız. Ancak bir yandan da Çin, kendi başına başarıya ulaşmış kadınların en fazla olduğu ülkedir. İş hayatında başarı, daha çok erkeklerden bekleniyor. Ancak kız çocuklarını eğittiğinizde ve onlara eşit imkanlar verdiğinizde ne kadar başarılı olduklarını görüyorsunuz”

Sosyo-kültürel konular, en büyük sınavımız

Xin, ülkenin kendisi gibi girişimciler için fırsatlar sunmaya devam edeceğini düşünüyor ancak Çin’in karşı karşıya kalacağı toplumsal sorunlarla ilgili derin endişeleri var. “Son 20 yıldır hükümet, daha yüksek bir milli gelir büyüme oranına ulaşmak için çalıştı. Bu hedefinde de başarılı oldu. Ancak sosyo kültürel yapıyla ilgili problemler asıl ve en büyük sınav olarak karşılarında duruyor”diyor.

#çin #zhangxin #soho #giirşimci #forbes #yönetim #eğitim #başarı #pekin

66 görüntüleme