Ebru Baybara Demir: Değişime inanan bir kadın vardı ve ona inanan kadınlarla bir ekonomi oluştu


farkındayım

tubailze@gmail.com

"Mardin’in dezavantajlı olduğunu biliyordum ama Harran’da yaşadıkça ve çalıştıkça aslında Türkiye’nin kadın için en dezavantajlı yerlerinin Urfa ve Harran olduğunu gördüm. Çok özel, çok enteresan fikirleri olan bir Kaymakam ile çalışıyorum. Harran Kaymakamı Temel Ayça, yüksek lisansını mülteciler üzerine yapmış. Karşılıklı olarak birbirimizden çok şey öğreniyoruz. UNCHR IMPR ve Harran Kaymakamlığının birlikte yürüttüğü Harran Gastronomi Projesi kapsamında Harran’dan gelen kızlar, iş başı eğitimlerini İstanbul Eataly mutfağında yapıyorlar. İtalyan şeflerle çalışıyor ve müthiş bilgiler ediniyorlar. İşte Harran'dan İstanbul'a eğitim için gelen kızlar 19 Ocak'ta aldıkları davet üzerine yaptıkları muhteşem yemekleri tüm dünyaya göstermek için Fransa'nın Lyon şehrinde düzenlenen Gastronomi Fuarı'na katılacaklar"

-----------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaklaşık on yıl önce Mardin’e ilk kez gittiğimde Cercis Murat Konağı ile birlikte duydum ismini. Mardin’de kadınları bir araya getiren ve başarılı işlere imza atan bu kadın, şimdi de Hayatım Yenibahar, Amazon Kraliçeleri ve Harran Gastronomi okulu projeleriyle umutlandıran ve gururlandıran işlere imza atıyor.

“Her gün yeni bir fikirle, yeni bir heyecanla başlıyorum güne. Bir umutsuzluktan yola çıkıp bütün projeleri birbirine bağlayıp bir çok insana umut olma çabası ile her gün yollardayım. Her pazartesi -perşembe Harran'da Amazon Kraliçeleri ve Gastronomi okulu öğrencileri ile 0birlikteyim. Harran’da tam 160 kişiyiz. Sonra İstanbul’dayım. Eataly İstanbul ekibinin desteği ile mutfaklarında ve Cercis Murat Konağı’nın mutfağında iş başı eğitimlerini yapan diğer Harran'lı kızlarla ve Cercis Murat Konağı ile” diyor Ebru Baybara Demir.

Bu yola Mardin’de esnaf lokantasından başka tesisin olmadığı dönemlerde girdim

Ailesinin ilk üç kızından birisi. Babasının memur olması dolayısıyla Edirne’de doğuyor. Baba, “Üç kızımı da okutacağım” diyerek İstanbul’a geliyor. Marmara Üniversitesi Turizm Rehberliği bölümünden mezun oluyor. Abdullah Öcalan’ın yakalanması, Marmara Depremi derken turizm sektöründe yaşanan sıkıntılarla birlikte Mardin’e yerleşmeye karar veriyor. Bu kararın üzerine annesi ile babası bir yıldan fazla bir süre konuşmuyor kendisiyle.

Bu yola Mardin’de esnaf lokantasından başka tesisin olmadığı dönemlerde giren Ebru Baybara Demir, 2000 yılının Eylül ayında gezdirdiği Alman grubu yemekleri beğenmeyince grubu yengesinin evine götürüyor. O günleri şu sözlerle anlatıyor: “Yemek çok iyi geçti. Çeyizler inmiş, yer sofraları kurulmuştu. Kadınlara bu işi benimle yaparlar mı diye sordum. Menüleri belirleyeceğimi, sayıyı söyleyeceğimi, bunun karşılığında para vereceğimi söyledim. Çoğunun okuma yazması yoktu. Menüyü çocukları okuyor, onlar hazırlıyorlardı. Sonra basında ‘Mardin’de evlerde yemek veriliyor, kadınlar bu işe girdi’ diye haberler çıkmaya başladı. Ve haberler yayılmaya başladı.”

Cercis Murat Konağı'nı 21 kadınla birlikte servise açtım

2001 yılının Mart ayında 65 yaş üzeri bir İtalyan grup gelince çalışmalar başka bir boyuta taşınmış. O güne kadar yer sofraları hazırlanırken, bu turla birlikte masa ve sandalyelere ihtiyaç duyulmuş. Dönemin valisi Temel Koçaklar’ın sahiplenmesi ile yeni açılmış, ödeneği, gezeni, temizleyeni olmayan Mardin Müzesi’nde yemekler verilmeye başlanmış. “Yemek yemeye gelen herkes müzeye giriş parası veriyor, kadınlar müzeyi temizliyorlardı. Ancak birileri şikayet etti ve müzedeki süreç sona erdi. Sonuçta sokakta kadının olmadığı bir yapıda aykırı bir şey yapıyorduk. Bu sırada Cercis Murat’ın kiralık olduğunu duyuyordum. 1888 tarihli bina, 1992-2001 arası hiç kullanılmamıştı. 12 kamyon moloz çıkarttım. Benimle yemek yapan kadınlarla Cercis Murat Konağı olarak servise açtım. 21 kadın benimle çalışmaya başladı. Mardin’de içkili restoranın mutfağında kadınlar çalışıyordu. Elbette arkamdan her şey söylendi, konuşuldu. Böyle başladı. Zor başladı. İyi başladı. Bu değişim olacaktı, benimle başladı. Çok insan ekmek yedi, istihdam yarattık. Değişime inanan bir kadın vardı ve ona inanan kadınlarla bir ekonomi oluşturduk. Çok ödün verdim, çok mücadele ettim. Bu anlamda mütevazi değilim.” diyor Ebru Baybara Demir.

"Bu yıl, çok zor günler yaşadık. 2014 sezonunda müşteriyi seçerek alıyordum. 400 kişilik kapasitem vardı ve her gün doluyduk. Bir anda personelimle oturduğumuz bir restorana dönüştük. On gün dışarı çıkmadım. Sokağa çıktığımda insanların çaresizliğini görüyordum. Kendime bir sorumluluk edinmişim herhalde. Mardin’i gezen bir milyon turistten bahsederken bir anda bıçak gibi kesildi."


416 görüntüleme