Türkiye’de yaklaşık 9 bin sosyal girişim bulunuyor


‘Türkiye’de Sosyal Girişimlerin Durumu’ araştırma raporuna göre, sosyal girişimler İstanbul, Ankara ve İzmir'de yoğunlaşıyor. Sosyal girişimlerin yüzde 47,28’inin 35 yaş altında kişiler tarafından kurulduğu, yüzde 55’inin kadın liderler tarafından yönetildiği ve yüzde 83,6’sının yüksek derecede eğitimli olduğu dikkat çekiyor. Kadınların bu alanda daha ağırlıklı olmasına rağmen, dış finansman ve finans kaynaklarına erişimlerinin erkeklerden daha düşük olduğu da önemli bulgular arasında yer alıyor.

British Council ve İstasyonTEDÜ’nün (TED Üniversitesi Sosyal İnovasyon Merkezi) liderliğinde, TED Üniversitesi, Ashoka Türkiye, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu, Mikado Danışmanlık ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden oluşan bir konsorsiyum tarafından Ekim 2018’den bu yana yürütülen araştırmanın raporu, geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

British Council Türkiye’den Toplum Programları Direktörü Seda Mumcu Aydeniz, “British Council’ın başlattığı Küresel Sosyal Girişim Programı çerçevesinde, şu ana kadar 16 ülkede sosyal girişim alanına yönelik çok sayıda araştırma yürütüldü. Biz de British Council Türkiye ve İstasyonTEDÜ önderliğinde, konusunda uzman iş ortaklarımızla beraber, ülkemizde bu alanda var olan açığı kapatmak için bu araştırmayı gerçekleştirdik. Araştırma raporu ile toplumu bilinçlendirmeyi ve sosyal girişimlerle ilgili farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz” diyor.

Sosyal girişimlerin liderlerinin yüzde 55’i kadın

Araştırma raporuna göre sosyal girişimler; sosyal ya da çevresel etki yaratmayı öncelikli amaç edinen, gelirinin yarısından fazlasını ticari faaliyetten elde eden ve gelir fazlası ya da karının çoğunu ana amaçları için kullanan kuruluşlar olarak tanımlanıyor.

Bu tanım çerçevesinde, Türkiye’de yaklaşık 9 bin sosyal girişim olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’deki sosyal girişimlerin, başta eğitim olmak üzere farklı alanlarda çalıştıkları görülüyor. Raporda öne çıkan bulgulara dikkat çeken TED Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aslıhan Salih, “Türkiye’de sosyal girişimlerin güncel durumunu incelediğimiz rapor, sosyal girişimlerin Türkiye’de İstanbul, Ankara ve İzmir gibi üç büyük şehirde yoğunlaştığını gösteriyor. Aynı zamanda, sosyal girişimlerin yüzde 47,28’inin 35 yaş altında kişiler tarafından kurulduğu, yüzde 55’inin kadın liderler tarafından yönetildiği ve yüzde 83,6’sının yüksek derecede eğitimli olduğu dikkat çekiyor. Kadınların bu alanda daha ağırlıklı olmasına rağmen, dış finansman ve finans kaynaklarına erişimlerinin erkeklerden daha düşük olduğu da önemli bulgular arasında yer alıyor. Karşılaşılan başlıca zorluklar arasında ise olumsuz ekonomik iklim, yüksek vergiler, kuruluş maliyetleri ve finansmana erişim öncelikli olarak görülüyor” diyor.

Görünürlük ve farkındalık henüz yeterli düzeyde değil

Rapordaki önemli bulgularından bir diğeri de Türkiye’deki sosyal girişimlerin yasal statülerinin, girişimlerin ihtiyaçlarına göre farklılaştığı yönünde. Türkiye’deki sosyal girişimler; kooperatif, limited şirket, şahıs şirketi, anonim şirket, dernek ve vakıfların

Sosyal girişim kavramının görünürlüğünün ve farkındalığının Türkiye çapında henüz yeterli düzeyde olmadığını ortaya koyan rapor, sosyal girişimlerin daha elverişli ortamla birlikte gelişeceğini de müjdeliyor.

Türkiye’de sosyal girişimler her geçen gün artıyor

2016 yılında Thomson Reuteurs Vakfı tarafından Küresel Sosyal Girişimcilik Ağı ile iş birliği içerisinde uzmanlar düzeyinde yapılan bir araştırmada, Türkiye sosyal girişimcilere uygun ortam sağlama açısından sonuncu (44 ülke içinde 44.) olarak yer aldı. Bununla birlikte, araştırma kapsamında; devlet desteği, nitelikli personelin ilgisini çekme, kamuoyunun farkındalığı, gelir elde etme, girişimi geliştirme ve yatırıma erişim kriterleri değerlendirilerek elde edilen sonuçlar, çeşitli sorunlar olmasına rağmen alanın gelişimi için büyük imkânlar olduğunu da gösteriyordu. 2016 yılından bu yana, Türkiye’deki sosyal girişim ekosistemi gelişmeye devam ediyor. Önde gelen üniversiteler, teknoloji kuluçkaları, sivil toplum kuruluşları, uluslararası aktörler ve politika yapıcılar, Türkiye’de daha işlevsel bir sosyal girişim ekosistemi kurulması için büyük potansiyel barındırıyor ve bu alana yönelik ilgi artmaya devam ediyor.

Raporda en iyi uygulama örnekleri olarak yer verilen sosyal girişimler şöyle sıralanıyor:

- Inogar

- Good4Trust

- Açık Açık

- Anlatan Eller

- BBOM Derneği

- Teyit

- Safi Mera

- TURMEPA

- Joon

- Harmoni Kadın Kooperatif

Raporda öne çıkan sonuç ve öneriler:

* Türkiye’deki sosyal girişimler, giderek ivme kazanıyor. Yeni girişimler kuruluyor ve ekosistemdeki destekçi sayısı her geçen gün artıyor.

* Sosyal girişim alanı, hızla değişen, genç ve dinamik bir alan. Bu rapor için toplanan veriler, dünya genelinde sosyal girişimleri etkileyen eğilimlere, fırsatlara ve engellere ilişkin verilerle tutarlı.

* Sosyal girişim kavramına ilişkin farkındalık ve görünürlük ile kamuoyunun konuya ilişkin bilgi düzeyi görece olarak düşük. Bu durum, sosyal girişimlerin destek bulmasını ve müşteri çekmesini güçleştiriyor. Danışma, odak grup ve yuvarlak masa toplantıları sırasında birçok katılımcı, sosyal girişimlerle ilgili daha fazla farkındalık ve görünürlük olsaydı, daha fazla girişimcinin sosyal etkiye odaklanacağını ve daha çok sivil toplum aktörünün kendini sosyal girişim olarak tanımlayıp bu alana girebileceğini belirtiyor. Anket katılımcılarına göre (yüzde 80), kamu kurumları arasında ortak bir anlayışın bulunmaması da önemli ya da çok önemli bir engel olarak değerlendiriliyor. Sektörün daha da gelişmesi için medyada farkındalığın arttırılması gerekiyor. Tüm ekosistem aktörleri, sosyal girişimler tarafından yürütülen çalışmaların görünürlüğünü arttıracak ve halka sosyal girişim kavramını tanıtıcı önlemler üzerinde çalışabilir.

* Sosyal girişimler arasındaki çeşitlilik, bu sektöre yönelik yaklaşımın esnek ve kapsayıcı olmasını gerektiriyor. Bir yandan esnek ve dinamik kalmaya çalışırken, diğer yandan da düzenleyici çerçeveler oluşturulmasını sağlamak, büyük bir güçlük oluşturuyor. Bürokratik engellerin ya da uygulamadaki hataların ortadan kaldırılması, vergi teşviklerinin uygulamaya konulması ve istihdam destek programları, sosyal girişimler tarafından dile getirilen ortak ihtiyaçlar. Birçok farklı alanda ve sektörde faaliyet gösterdikleri için, göç, gönüllülük, sivil toplum, kooperatifler, dijital teknolojiler, yatırım ve yenilikçi finansman konularına yönelik düzenlemelerin tümü, sosyal girişimleri yakından etkiliyor. Dolayısıyla, faaliyetleri bu alanları etkileyen kamu kurumları arasında etkili bir koordinasyon ve işbirliği kurulması ve konuya sahip çıkılması için yatay ve bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç var. Sosyal girişimlerin neredeyse üçte ikisi, şirket ve kooperatif olarak faaliyet gösteriyor. Dernekler ve vakıfl ar ise sosyal girişimlerin yüzde 17,1’ini oluşturuyor. Sosyal girişim ve sosyal inovasyon birbiriyle yakından ilişkili. Sosyal girişimler genelde yenilikçiler ve kendilerini bu şekilde tanımlamayı önemsiyorlar. İnovasyonu geliştirmeyi amaçlayan politikaların hedef grupları arasına sosyal girişimler dahil edilmeli.

* Finansmana erişim, Türkiye’deki sosyal girişimlerin karşı karşıya kaldıkları en temel güçlüklerden biri olarak gözüküyor. En yaygın finansman kaynakları, kişisel kaynaklar ve aile fonları gibi iç kaynaklar. Bunu hibeler takip ediyor. Sosyal girişimler, kredi ve risk sermayesi gibi geleneksel finansman kaynaklarına erişim konusunda güçlükler yaşıyor. Bu durumu iyileştirmek için atılması gereken adımlar; yatırımcıların sosyal girişimler konusunda farkındalığının arttırılması, yatırıma hazırlık desteği sağlanması, sosyal girişimler ve finansörler arasında ortak bir dil oluşturulması ve sosyal girişimlerin dış finansman ihtiyaçlarını karşılamak için yeni ve inovatif sosyal finansman kaynakları ile sosyal yatırımların sağlanması şeklinde sıralanabilir. Sosyal girişimlerin çoğu, mikro düzeyde faaliyet gösteriyor. Sosyal girişimler; diğer kişi ve kuruluşlarla işbirliği yapmaya (yüzde 43), yeni bölgelere açılmaya (yüzde 39) ve yatırım çekmeye (yüzde 34) istekliler. İş bağlantıları (network) kurma fırsatları sağlayan mekanizmalar ve platformlar sunulduğu takdirde, sektörün büyümesi muhtemel.

Özel sektör de sosyal girişimlerin hedeflerine ulaşmasına yardım etmek amacıyla, bu girişimlerden ürün ve hizmet alarak fon sağlayabilir. Bu alanda oluşturulacak aracı mekanizmalar ve platformlar, pazar ya da fon sağlayıcı olarak özel sektörle daha yakın bir işbirliği kurulmasını kolaylaştırarak, girişimlerin desteklenmesine katkı sağlayabilir.

Sosyal girişimler, gönüllülerin desteğine büyük ölçüde ihtiyaç duyuyor. Sosyal girişim alanında iş modelleri güçlendikçe, gönüllülerin ücretli çalışanlara dönüşmesi ve daha fazla istihdam yaratılması da mümkün olabilecek.

* Sosyal girişimlerin çoğu, sosyal etki ölçümünün öneminin farkındalar, fakat zamana ve bu konuda uzmanlığa sahip olmadıklarından sosyal etkilerini ölçmemekteler. Sosyal etkinin önemi hakkında farkındalık artıyor ancak sosyal etki ölçümü ve yönetimi alanında uygulama güçlükleri devam ediyor. Sosyal girişimcilere mevcut destek kanalları hakkında bilgi verilmesi ve bu alanda destek mekanizmalarının arttırılması büyük önem taşıyor. Sosyal etki ölçümü ve yönetimini destekleyecek fonlar harekete geçirilmeli. Sosyal etki ölçümüne ilişkin eğitim faaliyetlerine duyulan ihtiyaç yüksek ve bu bağlamda aracı ve destek kuruluşlarının rolü çok önemli. Sosyal girişimleri desteklemek için kullanılabilecek diğer bir yol da, bu alanda sağlanan ücretsiz/karşılıksız (pro bono) desteklerin arttırılması.

* Türkiye’deki sosyal girişimlerin çoğuna kadınlar liderlik ediyor. Bu da sosyal girişimlerin, Türkiye’de kadın girişimciliğinin geliştirilmesine ve kadınların güçlendirilmesine doğrudan bir katkı sağladığına işaret ediyor. Bu alanın desteklenmesi, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlendirilmesine doğrudan fayda sağlayacak. Kısa vadede, kadınlar için hedef odaklı eğitim programlarının oluşturulması ve kadınların finansmana erişimini kolaylaştıracak önlemlerin ortaya konması gerekiyor.. Zira bu araştırma, erkek girişimcilerin kadınlara kıyasla dış fon ve finansman kaynaklarına erişim ihtimalinin daha fazla olduğuna işaret ediyor.

* Sosyal girişim liderlerinin neredeyse yarısı (yüzde 47,28) 35 yaşın altında. Bu bulgu, ülkenin genç nüfusu için yeni bir ekonomik model olarak sosyal girişimlerin potansiyelini ortaya koyuyor. Türkiye’de yaşayan 80 milyon kişinin yüzde 16,4’ü 15 ila 24 yaşları arasında ve bu oran 15-29 yaşları arasında yüzde 24,4’e çıkıyor ve 19,2 milyon kişiye karşılık geliyor. Y Kuşağının ticari amaç ve önceliklere ilişkin algısı, sosyal girişime yönelmelerinin temel nedenlerinden bir tanesi. Gençlerin ve Y Kuşağının ilgisinin bu alana çekilmesi, uzun vadede sosyal girişimlerin ihtiyaç duyacakları nitelikli personeli çekmesine yardım edecek. Son üç yılda sosyal girişimciliğe ilişkin müfredat geliştirme çalışmaları hız kazandı. Türkiye’deki mevcut 203 üniversitenin 16’sı aktif ve düzenli olarak sosyal girişimcilik alanında yer alıyor ve bunlardan 13’ünün eğitim programında doğrudan sosyal girişimcilik ve sosyal inovasyona ilişkin dersler bulunuyor. Sosyal girişimcilik konusu genel girişimcilik, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk dersleri kapsamında da ayrı bir konu başlığı olarak işleniyor. Bunlarla ilgili derslerde bu konuya daha fazla yer verilmesi ve sosyal girişimlere ilişkin müfredatın geliştirilmesi, üniversite öğrencilerinin sosyal girişim kurma motivasyonunu arttıracak.

#britishcouncil #sosyalgirişim #tedüniversitesi #ashoka #sedamumcuaydeniz #aslıhansalih #inogar #good4trust #açıkaçık #anlataneller #bbom #teyit #safimera #turmepa #joon #harmonikadınkooperatifi

36 görüntüleme